Pazar, Kasım 06, 2011

bayramlık ağız

(Lütfen bu yazıyı da yine Link : Murat Sakaryalı - Hüzün ile okuyunuz)

açsam ya ağzımı
döksem ya
düşünceziliğimi
en içten halimle.
keşke inandırabilsem
gözyaşlarımın gerçekliğine
ve keşke
başarabilsek
keşke dememeyi
yüzü suyu hürmetine insanlığımızın
unutmasak bazen bazı şeyleri
kötülükler kadar
iyiliklerde kalsa yerinde
hatırlanmanın hafifliği
unutulmanın ağırlığından baskın olsa
keşke...
biryerlerinde duruyorum hayatın
kıyısı mı, dibi mi belli değil
ne tam bi bekleyiş
ne de bir seyir
iskele sancak karışmış beynimde
dünya girdap
kapılmış batıyorum
nekadar tutabilirim ki nefesimi
eziyetim en çok kendime
ciğerlerim acır ölürcesine
kendimden sonra üzdüklerim, ezdiklerim
ya şu bayramın yüzü suyu hürmetine
affedin ha, olmaz mı
bu bir tuhaf adamı
ben hiç niyetlenmedim üzmeye
düğüm düğümken içim
çıkmaz hiç sesim
ve aldığım dersim
bir ben bir kendim
hem çok değiştim
hem hiç değişmedim
ya tamam
bir kez olsun bi durun
bir dinleyin
üstüme gelmeyin
yok artniyet içimde
hernekadar söylesemde dilimle
yine zoru dedi dizeler
yine yuttu satırlar
yine zırvaladı bu deli
bir bakarsan bu yazılanların neresi yeni
varlığım belli
yokluğum belli
yüzünüze karşı anlatsam farkeder mi?
saklanmasam kelimelerime ne değişir?
bir garip osman
herzaman ki gibi
kendiyle çelişir
sus artık be adam
sus
suuuuuus
konuşma lan
istemiyorum, sesin çıkmasın artık
sus artık
sana ve herkese yazık
sus lan
sus artık
açma o bayramlık ağzını
aslında sana değil de
başka herkese yazık...

Hiç yorum yok: