Pazartesi, Kasım 21, 2011

elli'nin ağıtı

şimdi
tam şu anda
sıyrılmışken kalabalıktan
ellerim dokundu ruhuna yine
ve tutamadım kendimi
suskunluğumu harmanladım
bölünmüşlüğümle
karışıklığımla
yatışmamışlığımla.
işte döküyorum
ne taş varsa eteğimde
elimde
gözümde
yüzümde
özümde işte, özümde.
hepsi kaldı dimi,
sadece ama sadece sözümde.
yazarken hiç bilmedim
ne diyorum ben
sonradan okudum
içimden dökülenleri,
ve hep sonradan anladım
dilimden dökülenleri,
"ulan neler demişim" diyor insan
"işte o parmaklar" diyor,
suçlarcasına " bunları yazan"
hep kaçan
hep yüreğini açan.
neyseler
ve keşkeler var
içimde
dışımda
heryerimde
ve heryerde
kafamı çevirdiğim
ve gözümü yumduğum
herbiryerde,
susduğum herbir derde
isyanım var
pişmanlıklarım elle tutulur artık
kendimden şikayetim var
susamadığım anlarım,
anlamsız yanlarım
kayısı bahçelerim
yol üstü kebapçılarım
ıhlamur ağaçlarım
köpek gibi
sevdalarım var.

Hiç yorum yok: