Pazartesi, Eylül 26, 2011

göze kaçan tozlar

hükümsüzlüğünü ilan ettim uykunun
amaç uyumamak değil, bağcıyı dövmek aslında
boşvermişlik diledim lambanın cininden
ellerini açtı ve bilmediğim bi dilde konuştu
gözlerimi kırptım, ağladım sanki
toz kaçmış meğerse, ağladım sandığım zamanların çoğunda gözlerime
ben içim yanıyor derken, buharlaşan denizmiş aslında nemlendiren
koyuversem eskilerden bir kaset,
nemli havada denizin kıyısında dursam
toz kaçsa gözlerime
ağladım sansam
konuşsam yine denizle, dalgalarla
ergen gençliğimde yaptığım gibi
bunalım takılabilsem ozaman ki gibi gerçekten
cehalet lütufur desturunun gerçekliğini ispatlasam yine ve yeniden
farkındalığın herzaman yararlı olmadığına inandırabilsem birkaçınızdan çoğunuzu
ayaklarımın altından akıp giden yolların aslında yaşanmışlıklar olduğunu bilsek hepimiz
farketmez kimin ayağı kimin hayatı olduğu
akıp gittiğini farketmek lazım oysa geç kalmadan
düz durmak değildir asıl olan
nasıl dengedeysen öyle durmaktır
en az nasıl toz kaçıyorsa gözlerine öyle durmaktır
toz kaçmadığında da harbiden ağlayabilmektir
hayat sen nasıl istersen öyle olur,
sen neysen hayatın da odur...

Hiç yorum yok: