Pazartesi, Eylül 26, 2011

kıvranış

sancılarımı sereserpe yerlebir etsem
uzatsam ortaya
alıp süpürse birileri
içimi sıkmayı bıraksalar
korkmasam, hiçbişeyden hayatta
ben, ben olmayı becerebilsem
herkes kendi gibi olabilse
hepimiz birbirimiz gibi olamadığımızı bilebilsek
bi anda oturup
bi anda kalkıp gidebilsek
kafaya taktığımız o minicik dalın ucundaki yaprak var ya hani
hani oraya hiç uymayan ama orada duran, durmak zorunda olan, duracak olan
hah işte o yaprağa hiç takılmasak
çünkü bizim değil
ağacın yaprağı o işte, ağacın
her dalın yaprağı kendine
biliyosunuz bunu dimi
her ağacın dalı kendine

bi de kırık dallar var
kurtaramayacağımız bişey
her dalın yaprağı, her ağacın dalı kendine olabilir ama
ne gerek var rüzgar olup koparmaya kırmaya
sonra sana gölge verecek dalı kalırmı ağacın
sonra demez mi sana
"dallarımı kırdın sen benim" diye
insanız diye diye insan olmayı unuttuk
kendi hayatlarımıza saygı duymuyoruz ki
başkalarının, ağaçların, çiçeklerin, böceklerin
emeklerin, sözlerin, gözlerin hayatlarına saygı duyalım
bir an durup az biraz uyalım
biraz sana, biraz ona, biraz bana uyalım
biraz da birbirimizin ne dediğini duyalım.,
önyargısızca

Hiç yorum yok: