Perşembe, Ekim 06, 2011

dört vakitlik merdiven

susuyorum
sessizim
seslenemiyorum
sesim çıkmıyor,
susuyorum
mecburum
dilim dolu
içim dolu
gözlerim dolu
karanlık dolu
ışık var mı, yok mu?
nerdeyim ben?
nerde ışık?
nerede içimde ki kendini bilmez yılışık?
durun bi durun
gelmeyin üstüme
tek tek ya da
bekleyerek
biraz durun
zaten yüküm ağır
kulaklarım başka herşeye sağır
gözüm görmez
bi koklarım yağmuru
o da yağmurdan işte
yıkar da temizlerse diye
bir umut içimde
öyle güzeller güzeli biçimde
sonrayı beklerken
zaman kontrolsüz
içim öyle yüzsüz
susmamakta inatçı
bense kafama vurmaktayım
her başımı kaldırdığımda konuşmak için
yanıyor içim
bir kelime
bir cümle için...

Hiç yorum yok: