bir saniye kaynar bir saniye buz gibi bir su
akar başımdan aşağıya
ve öcünü alır aslında hiç kaçmadığım yağmurun
kalıp kalıp sabunlarımla kaynar zeytinyağlarım var
ellerim içlerinde
köpüklerle alevler birbirine girmiş
yakmaz ellerimi yağ
korkmayın
yüreğim yanar ama
ne zeytinden ne yağdan ne sabundan
ne yağmurdan ne güneşten ne aydan
yüreğim yanar
yanar işte öyle, dinleyemeden, anlayamadan
baloncuklar yaparım sabunun köpüğünden
uçurasım gelir tırsak balonları
düşüncesizliğimin ince tellerine takılırlar
ne balon kalır ne tel
bu oyunda sadece düşüncesizlik baki
ağzımı açarım üflemek için yeni bir köpüğe
nefesim durur, dilim tutulur takılmışcasına törpüye
başımı kaldırırım bakar gibi göğe
görmeyen gözlerimle susarım söve söve.
alınmayan nefese, konuşamayan dile
görmeyen göze, durmadan söven dile
bu kadar ağlamak niye.
işte tüm bunları diye diye
acıyı lokmalara bölüp her öğün yiye yiye
unuttuk biz umutları, huzurları, sevgileri
bıraktık bir sonraki, daha sonraki, en sonraki seneye
şimdi bi bulut gelse tepeme
gri, antrasit, severim
yağsa iliklerime kadar
yıkasa ne varsa kokulardan
sadece toprak kokusuyla
ten tene değinceki koku kalsa
yağsa yüreğime kadar yağmur
yıkasa ne varsa orda burda
sadece kalsa ıslaklık bedenimde
bir kalp atışı bin olsa
Bidene kalsa
hiç yerine hep olsa
yağmur yağsa
ben uyansam
nefes alsam
ve yine ağlasam
susmayı hiç beceremedim ki zaten...
akar başımdan aşağıya
ve öcünü alır aslında hiç kaçmadığım yağmurun
kalıp kalıp sabunlarımla kaynar zeytinyağlarım var
ellerim içlerinde
köpüklerle alevler birbirine girmiş
yakmaz ellerimi yağ
korkmayın
yüreğim yanar ama
ne zeytinden ne yağdan ne sabundan
ne yağmurdan ne güneşten ne aydan
yüreğim yanar
yanar işte öyle, dinleyemeden, anlayamadan
baloncuklar yaparım sabunun köpüğünden
uçurasım gelir tırsak balonları
düşüncesizliğimin ince tellerine takılırlar
ne balon kalır ne tel
bu oyunda sadece düşüncesizlik baki
ağzımı açarım üflemek için yeni bir köpüğe
nefesim durur, dilim tutulur takılmışcasına törpüye
başımı kaldırırım bakar gibi göğe
görmeyen gözlerimle susarım söve söve.
alınmayan nefese, konuşamayan dile
görmeyen göze, durmadan söven dile
bu kadar ağlamak niye.
işte tüm bunları diye diye
acıyı lokmalara bölüp her öğün yiye yiye
unuttuk biz umutları, huzurları, sevgileri
bıraktık bir sonraki, daha sonraki, en sonraki seneye
şimdi bi bulut gelse tepeme
gri, antrasit, severim
yağsa iliklerime kadar
yıkasa ne varsa kokulardan
sadece toprak kokusuyla
ten tene değinceki koku kalsa
yağsa yüreğime kadar yağmur
yıkasa ne varsa orda burda
sadece kalsa ıslaklık bedenimde
bir kalp atışı bin olsa
Bidene kalsa
hiç yerine hep olsa
yağmur yağsa
ben uyansam
nefes alsam
ve yine ağlasam
susmayı hiç beceremedim ki zaten...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder