Çarşamba, Ekim 12, 2011

yağmur çobanı

ben şimdi yeniden yazayım
okuyuvermeniz için
ki benim döktüğüm içim
sizin anladığınız biçim biçim
bu aralar dökülen dökülene zaten
yapraklar misal
yağmur bile yağmadı döküldü
gök yerinden söküldü
ama öyle güzel değerki tene
sonbaharın yağmuru
iklimine dokunur hücrelerinin
darmaduman eder içini
içinin yaprakları süpürülme ihtiyacı duyar
toz dumandır heryer
yağmuru dökersin işte üstüne tozumasın diye
karmakarışık dimi
insan işte
başka ne umabiliriz ki
karmakarışıklığa mahkummuşuz gibi
dibine dibine iterek herşeyi
kendimize bile söyleyemeden gerçeği
korkarak yaşamayı tercih etmeyi
iyi beceririz
neyse, ne diyordum
yağmur yağdı yine bugün
artık yağar hep, sanırım
umarım
ben hep sonbahardım
severim ondan
telime basar benim yağmur
telime basıldım mı da, dökerim notalarımı
çalarım, söylerim
en acıklı şarkılarımı
bi yolunu buldum yaşamanın acıyla
kurtulmak lazım ama
gereken biraz çaba
bense hiçbişeye bulaşmadan
sırtımda bir aba
acemice duygularıma çobanlık etmeye çalışmakta.


Hiç yorum yok: